öylesine bir yazı & bugün’ünüm özeti / günlükcüğü..
dediğim gibi sadece “öylesine yazılmış” bir yazı bu.. ne bir anlam ifade etmek istiyor ne de bir amacı var.. amaçsızca, sıkkın sıkkın ve sigara eşliğinde yazılıyor bu satırlar.. bir şey mi oldu, ters giden ne var? Hayır hiçbir şey yok, aksine güzel bir gündü denebilir. ama boş, bomboş.. biraz daha gerçekçi yaklaşmak gerekirse monoton ve saçma sapan bir gündü aslında. biraz önce güzel dediğime falan bakmayın, ara sıra insanın kendine yalan söylemeye çalışması bu gibi durumlara yol açabiliyor. Malum, dediğim gibi amacı olmayan bir yazı bu ama nedense ben biri okuyacakmışçasına yazıyorum, anlamsız..
işte şimdi tam bu noktada takılıp kalıyorum.. dinlediğim şarkının sözlerine mi kaptırdım bir an yoksa bambaşka fikirlerin içinde yüzerken mi buldum kendimi bilmiyorum.. tek bildiğim akşam akşam üzerime çöken bu matem havasından kurtulmak istediğim..
sanırım denizi özledim bu sıra.. öylesine bakıp saatler geçirmeyi, sahildeki banklardan birine oturup sigara içerek martıları izlemeyi ve belki de o nefret ettiğim yosun kokusunu doyasıya içime çekmeyi özledim. özlem duyduğum her şey keşke bu kadar somut ve açıklanabilir olsa.. garip, bir insanlık güdüsü olsa gerek tüm bunlar. özlemek, sıkılmak, beklemek, sabretmeye çalışmak ve sonra sabretmek, aşık olmak, sessiz bir şekilde hayallere dalmak ve sonsuz bir boşlukta tüm bu duygularla yoğrulmuş bir hamur olup tekrar dünyaya düşmek. hem de en işlek yerinin ortasına adeta gökten zembille düşmek.. o kadar can yakıcı ki bu, daldığım sonsuz hayallerden beni kaldırıp gerçekliği adeta suratıma sert bir tokat gibi çarpıyor..
bilmem bilir misin, her kimsen ve bu saçma sapan satırları okuma sabrını gösteriyorsan beni anlayabilecek biri olmalısın ya da gerçekten tanıyan biri.. aslında bu ikisinden biri değilsen bile -seni seviyorum-.. nedensiz yere ve hiç olmadığı kadar içten söylüyorum bunu. hayır, dalga geçmiyorum. aksine sana sarılıyorum her kimsen. bak, seninle bir anlaşma yapalım ne dersin? sen bana beni anlat ve kim olduğunu söyleme. ben seni arayayım ve bulmaya çalışayım.. belki de her ikimiz şu rutin hayatımıza az da olsa bir renk katarız. sakın yanlış anlama beni. sanma ki bu kadar şey sadece küçük bir oyun için.. aslında biliyor musun bu bir oyun değil. bu olsa olsa kendi kendime bir isyan. belki biraz acımasız, belki de yalvarırcasına, bilmiyorum. ne biliyorum ki? ah, evet bildiğim bir şeyler var elbette. biliyorum ki içimde bir yerlerde aşk var. uzun zaman önce hiç var olmayan ve olamayacak bir kadına duyulan aşkın gerçek bir sahibi var artık. Kim mi? Madem bu satırlar ve tüm bu saçmalık kendime yazılıyor, bırak o da bana kalsın. -inan, kendimi (seni) kandırıyorum, öyle biri yok!-
“- Her neyse, bu kadar itiraf ve iç hesaplaşma yeter. birazda sen kendinden bahset bana.
- Kim, ben mi?
- Evet sen.
- madem kendine yazıyorsun bunu, ne anlatayım sana?
- Bilmem, anlat işte ne varsa.. beni bana anlatan ben ol içimdeki. bunu şu ana kadar kimse yapmadı biliyorsun sende. Belki de yapmayacak ve belki de hayatım boyunca seninle bir daha böyle konuşamayacağız.
- Ah, duygu sömürüsü yaptığının farkında mısın? kendine gel ve şu miskinliği at üzerinden.
- Sanırım haklısın…”
ne diyorduk, nerede kalmıştık? hatırlamaya pek de gerek yok gibi aslında. Güneşin doğduğu her sabah rüzgarları bekleyen ve battığı her akşam rüzgar olup giden bir adam var.. şimdi hangi rüzgarla sevişiyor peki, nerede? aslında hiçbir önemi yok bu yalan gerçekliğin. daha doğrusu yalan bir gerçeklikte kaybolan ve yolunu bulmaya çalışırken her döndüğü köşe başında yeni bir ayrımla karşılaşan bizler için anlamsız bir arayış bu.. kör bir bıçak yarasına tuz basmak gibi haykırış dolu ve aşkın eline dokunmak kadar tatlı bir terlemeyle kaplı her şey aslında.. önemli olan yorumlamak her şeyden önce. siyahı ve beyazı, sevgiyi ve nefreti, suskunluğu ve öfkeyi, beni ve seni ayırt etmek tam anlamıyla. ah, evet sen & ben. şuan yüzüme yayılan hafif tebessümün anlamından haberin yok.. ama bir gün olacak elbet. çünkü elbet bir gün her kim olursan seninle tanışacağız. kader mi? hayır kesinlikle değil. bu sadece bir his, bir içgüdü ve belki bir umut.. sonunda kelimelerin dönüp dolaşıp geldikleri ıssız bir liman burası, umut.. her şeyin başında ve sonunda yeşeren bir kardelen adeta. engeli olmayan tek duygu ve gözyaşıyla dolu her bir gülümseme o. içimde var olan her aydınlık şafak misali, söyleyebileceklerim şimdilik bu kadar. artık kelimeler ve sözler senin, (herkimsen & neredeysen) seni seviyorum..
-emRe-
Nisan 9, 2008 9:24 pm
çok güzelmiş..
yüreğine sağLık Emre..
Nisan 9, 2008 9:46 pm
@Huzun, senin de gözlerine, parmaklarına sağlık..
Nisan 9, 2008 10:06 pm
: )
Nisan 9, 2008 10:42 pm
hep gül.. yakı$ıyor sana gülmek :)
Nisan 9, 2008 10:44 pm
cok güsel olmuş….zaten paylastıgın bütün yazılar.şiirler cok güsel emegine saglık
Nisan 9, 2008 10:49 pm
üzgünkız(özge); teşekkür ederim yorumun için.. o senin yüreğinin & kalbinin güzelliği.. eline sağlık, teşekkürler..
Nisan 9, 2008 11:07 pm
evet yakışıyor ama bugün o kadar çok ağladım ki sorma..
yazını okurken biraz can çekiştim gözlerim fena ağrıyor ..
Nisan 10, 2008 10:08 am
Gözyaslarıyla dolu her bir gulumseme o (umut) ewet gercektende oyle cok hos bır yazıydı.Ellerınıze saglık bıozlerle paylastıgınız ıcın.İnsanlaarın bazen yapmaları gereken en onemlı seyı bıze hatırlatan bı yazı.Kendılerıyle yuzlesmek.Herkımsen we Neredeysen…
Nisan 10, 2008 1:12 pm
günaydın a$kım.
Nisan 10, 2008 4:47 pm
( “o” sen misin adEm? :d )
günaydın bebem. ;)
Nisan 10, 2008 4:48 pm
ne o beğenemedin mi? hıh.
Nisan 10, 2008 4:52 pm
sana kaldıysak, yandık demektir. ;)
sen; çok kıskanç, alıngan ve kırıcı birisin.
ahea.
Nisan 10, 2008 4:55 pm
çok sağol ya, böyle yalan-yanlış tanıt beni. ben sana “esmer meleğim” diye hitap etmeye hazırlanırken, oldu mu hiç? bence olmadı.
Nisan 10, 2008 4:58 pm
Gözümün nuru’sun sen benim.. “roniya çawémin” yani :)
Nisan 10, 2008 5:00 pm
Hiç hoş değil. Kalbimi nickin gibi yaptın, sağol ya. pöeh, çok sıkıcısın.
Nisan 10, 2008 5:01 pm
Ah, duygu sömürüsü yaptığının farkında mısın?
Nisan 10, 2008 5:01 pm
Alaka ve maydonoz, hıh.
Nisan 10, 2008 5:02 pm
nescafe ve sigara, of of.. ;)
Nisan 10, 2008 5:03 pm
;) deli.
Nisan 10, 2008 5:05 pm
hayat böyle güzel, gözümün nuru..
Nisan 10, 2008 5:06 pm
unutamam seni, esmer meleğim.
Nisan 10, 2008 5:14 pm
bu beden, bu gönül aşkınla yaşar; sensiz nefes alamam, gözümün nuru..
Nisan 10, 2008 11:11 pm
ya çok şekersiniz siizzz :D yazılara geçemiyorum yorumları okumaktan..iyi ki warsınız arkadaşlar yaa..
Nisan 10, 2008 11:28 pm
o senin şekerliğin gamze’cim :d (bu laf burda kullanılır mıydı, bilmem ama kullandım ben:) )
öyle arada-sırada biz de takılıyoruz kafamıza göre.. n’apalım, zaman geçmiyo. :p
Nisan 10, 2008 11:31 pm
ha, bu arada; iyiki sen de varsın.. :)
Nisan 11, 2008 12:46 am
@kalbikirik, bence gamze (sensizbeterim) sadece bana şeker diycekti seninle yorumlaştığımı görünce, ayıp olmasın diye iz takısını koymak istedi. yoksa burada bi tatlı varsa oda sadece benim, kabul edemem çeker giderim.
işin şakası falanı filanı da, gamze yorumların için cidden uzun süredir bizi şereflendiriyorsun. Allah razı olsun ve Allah gönlüne göre versin inşallah.. sevgiyle.
Nisan 11, 2008 12:52 am
@Adem, sen acı bi şekersin, şekerim :) hem “a$kım” diyen sensin, ben değilim.. dikkatini çekmekle meşguliyetimi belirtmek isterim.. (ben ne diorum ya?) hem adEm, saçmalıosun sen bence.. güccük emrah moduna falan girmeye de sakın kalkışma..
biz de teşekkür etmiştik, yorumları için.. şimdi sen niye b’daha üstüne bastıra bastıra teşekkür ediosun ki, anlamadım? :d
mucka :p
Nisan 11, 2008 1:26 am
cep telefonuma atılan mesajları burada reklam etmek istemem, ama illa adem göster diyorsan bi’çıkar yol buluruz. bu arada ben önceki yorumlarda teşekkür edildiğini göremedim emre beğ? gözlerimde bi sorun mu oluştu acaba düşünmüyor değilim.
bu arada sürekli laflarımı eziyosun dikkatimi çekti. çekemediğin birşey varsa hani benim özelliklerimde, bırakayım o özelliği sen kullanmaya başla :) aeh
sana seviyorum :p
Nisan 11, 2008 1:55 am
o gece ki muhabbetin gidişatına göre yapılması gereken & öyle küçük bi espriydi o sana gelen mesaj :) hem, ben belki içimden gamze’ye teşekkür ediyorum ve gamze de bunu hissediyor, nerden biliyosun? + “beğ” lakabını hiç kendime yakıştıramadım :) gözlerinde sorun oluşmuş olmasını doğal karşılıyorum ve bir göz doktoruna görünmeni tavsiye ediyorum.
özellik, özellik, özellik! o nedir ya? herkesin kendine has özellikleri vardır kardeşim, ben halimden gayet memnunum. :)
yahu birader, bu aralar her n’olduysa bana, konuştukça konuşuyor ve susmuyorum. yani yanımdaki adamla muhabbet falan etmiyorum, sokakta kimseyle konuşmuyorum, evdekilerle pek sohbet etmiyorum.. ama net’e girince, sanki yapamadıklarımı burada yapabilirmişim gibime geliyo.. bu bir eziklik hissiyatı mıdır acaba? (vaay be, neydim n’oldum!) :) ahea.
I love you. :p
Nisan 11, 2008 2:32 am
bu çok konuşmalarınızdan şikayetçi olduğumu söyleyeceğim söyleyeceğim hep tutuyordum kendimi ama şuandan itibaren söyleyebilirim? ne de olsa kendi kendinize demişsiniz emre beğ (bu bi’lakap değildir.)
mi tu beybi
(kapatalım şu bahsi, sıkıldım senden! :p)
Nisan 11, 2008 1:44 pm
vaay be! demek öyle? tamam, bir-iki-üç; TIP!
(bozarım yakında o tıp’ı :p )
Nisan 11, 2008 7:59 pm
ayyy siz çok yaşayın.. =)) beni çok güldürdünüz allahta sizi güldürsün,hep böyle şirin kalın emii =))
Nisan 11, 2008 8:44 pm
ay noluyo size böyle inanın yorumları okurken gülmekten mafoldum can sıkıntısı insanı böyle yapıyo demek…
Nisan 11, 2008 11:23 pm
Gamze & Özge, bunların hiç biri benim suçum değil. hepsi adEm’in başının altından çıkan zıpırlıklar. :) yoksa ben kendi halinde, masum bi insamım. :p
(bunu umarım beni iyi tanıyanlar okumaz.. çünkü direk verecekleri tepki şu olur; “saçmalıyosun, masum & emRe? aynı dili konuşuyoruz değil mi?) ahea..
ama adEm’in de benden farklı bir yanı yok ;d
ha, bu arada adEm kardeşimi gözüm kadar severim.
Nisan 12, 2008 2:53 am
naptım ben yine yaaaa, herşey bana patliiy :) masum bi’insana bak. senin yaşın şimdi 4 bilemedin 5′tir. hadi canım, hadi. bütün fitnelik, bütün yaramazlık senden çıkiy boşversene :)
Nisan 12, 2008 6:37 pm
bu, “senin yaşın şimdi 4 bilemedin 5′tir” benim akıl yaşım mı acaba? :d
yaramazım, zıpır’ım, hiper-aktif’im, gözleri pörtleğim, sıkıcıyım, bunalımsıyım. daa sayiim mi? :)
-n’oldu banaaaa! bu ben değiliiiiiiiiiiiiiim..- :p
Nisan 12, 2008 9:06 pm
yapmayın daa,az akıllı durun =))
Nisan 13, 2008 1:16 am
sen onu asıl adEm isimli arkadaş’a söylüceksin gamze.. ki, akıllı başlı dursun. akıllı olmazsa zaten yakın zamanda olacaklardan ben mesül değilim. :)
Nisan 13, 2008 9:07 pm
seni görmedim… ama seni tanıyorum..ben ….bu satırları yazanım…
Nisan 14, 2008 12:53 am
bu yorum, son yorum yapan’a..
“bak, seninle bir anlaşma yapalım ne dersin? sen bana beni anlat ve kim olduğunu söyleme. ben seni arayayım ve bulmaya çalışayım.. belki de her ikimiz şu rutin hayatımıza az da olsa bir renk katarız.” (belki..)
herkimsen & neredeysen, belki benimle aynı dili biliyor ve konuşabiliyorsundur.. kelimeleri ardı ardına getirebiliyorsan, kendini anlatabiliyorsan -bana da, beni anlat b’ara, olur mu?-..
sevgiyle..
haa, bir de; herkimsen & neredeysen, seni seviyorum..